Korumalı VPS Sunucular

Sitemize Hoşgeldiniz - Bugün

Şuanda 35 Kategoride 1781 İçerik Bulunuyor.

Korumalı Sunucular

Hadisi Şeriflerde Rüya

Ana Sayfa » Hadisi Şeriflerde Rüya

İbn Ömer’den Rasülullah’ın (s.a.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: ‘En büyük yalan; adamın birinin görmediği bir şeyi, gördüğünü iddia etmesidir.” (Buharî ve Müslim rivayet etmişlerdir).

Hadisimiz, uyku ile uyanıklık halinde yalanın kötü bir şey olduğunu ifade etmektedir. En büyük yalanın ne olduğu da ayrıca belirtilmiştir.
Semure b. Cündüb’den (r.a.) rivayet edildiğine göre: Rasülullah’ın (s.a.) sık sık söylediği sözlerden biri; “İçinizden rüya gören var mı?” sorusu olur ve görmüş olduğu rüyayı anlatan kimsenin rüyasını, Allah’ın dileği uyarınca yorumlardı. Bir sabah bize şöyle buyurdu: “Bu gece rüyamda bana iki kişi gelerek “Yürü” dediler. Onlarla birlikte yola çıktık. Yolda yere uzanmış bir adam ile karşılaştık. Başka birisi elindeki bir taş parçası ile yatan adamın yanıbaşında dikilmişti. Adam taşı yatan kimsenin başına indirip parçaladıktan sonra taş yuvarlanıp az öteye gidiyor, peşinden gidip taşını yine alıyor, yerine dönünceye kadar öncekinin parçalanmış başı iyileşerek eski halini alıyor, bu sefer de eli taşlı olan adam az önce yaptığını bir kere daha tekrar ediyor. Yanımdakilere: “Sübhanâllah, bu nedir?” dedim. Bana: “Yürü, yürü” dediler. Yine yola koyulduk. Yolda başaşağı yatan biri ile karşılaştık. Yanıbaşında eli çengelli demir tutan biri duruyordu. Demir çengelli adam, yerdekinin önce burnunu çengele takarak ensesine kadar yırtıyor, sonra da öbür tarafına geçerek o tarafta da aynı şeyi yapıyordu. Eli çengelli adam bir yandaki işini tamamlar tamamlamaz yerdeki adamın öbür yarım yüzü düzelerek eski halini alıyor, o da o tarafa geçip işlemi tekrarlıyordu. Yanımdakilere: “Sübhânellâh, bunlar nedir?” dedim. Bana: “Yürü, yürü.” dediler.

Tekrar yola koyulduk. Yolda fırın gibi bir yapının yanına vardık. (Râvi der ki: Rasûllullah’ın; “İçerden feryatlar ile karışık sesleri geliyordu” dediğini sanıyorum) Yapının içine göz atırıca içinin çıplak kadın ve erkekler ile dolu olduğunu gördük. Aşağıdan yükselen alevler vücutlarını sarıyordu. Alevler vücutlarını sarınca hep birlikte çığlıklar koparıyorlardı. Yanımdakilere; “Bunlar nedir?” dedim. Bana “Yürü yürü” dediler.
Yola devam ederek bir nehrin yanına vardık. (Râvi der ki: Rasülullah’ın (s.a.) nehir hakkında “Suyu kan gibi kırmızı” dediğini sanıyorum). Nehirde biri yüzüyor, nehrin kenarında yanında yığılmış taşlar bulunan bir başkası bulunuyor, nehirdeki adam bir süre yüzdükten sonra eli altında birikmiş taşlarla duranın yanına geliyor, ona doğru ağzını açıyor o da adamın ağzına bir taş atıyor. Bunun üzerine adam geri dönüp bir süre daha yüzdükten sonra yine onun yanına dönüyor. Adamın yanına her dönüşünde ağzını ona doğru açıyor, o da ağzına bir taş daha koyuyor. Yanımdakilere, “Bunlar nedir?” dedim. Bana, “Yürü, yürü” dediler.

Yürümeye devam ederek çirkin görünüşlü veya gördüğüm en çirkin insanın görünüşünde olan biri ile karşılaştık. Yanıbaşında ateş yanıyordu. Adam bir yandan ateşi tutuşturuyor, bir yandan da çevresinde dönüyordu. Yanımdakilere “Bu nedir?” dedim. Bana “Yürü, yürü” dediler.
Bir süre yürüdükten sonra, yemyeşil bir bahçenin yanına vardık. İçinde her türlü ilkbahar çiçeği vardı. Bahçenin ortasında neredeyse başını göremeyeceğim kadar uzun boylu bir adam vardı. Adamın tarafında daha önce hiç görmediğim kadar çok çocuk vardı. Yanımdakilere “Bu nedir?” dedim. Bana, “Yürü, yürü” dediler.

Bir süre yürüdükten sonra ulu bir ağacın yanına vardık. Daha önce böyle ulu ve güzel bir ağaç hiç görmemiştim. Yanımdakiler bana, “Bu ağaca çık” dediler. Birlikte ağaca çıkıp binalarının tuğlaları altın ve gümüşten olan bir şehre yükseldik. Şehrin kapısına varıp kapıyı açmalarını istedik. Kapı açıldı, içeri girdik. Karşımıza, vücutlarının bir yanı gördüklerimin en çirkini kadar güzel olan birileri çıktı. Yanımdakiler onlara, “Gidin, şu nehre dalın” dediler. Az ötede enine akan, suları bembeyaz bir nehir vardı. Gördüğümüz kimseler varıp bu nehre daldıktan sonra vücutlarındaki çirkinlik kaybolmuş olarak ve en güzel bir görünüş içinde yanımıza döndüler. Yanımdakiler bana “Burası Adn Cenneti’dir. Senin konağın da işte şurada” dediler. Bakışlarım yukarılara yücelince beyaz bulut gibi bir köşk gördüm. Bana, “Senin konağın işte orasıdır” dediler. Onlara: “Allah iyiliğinizi versin, bırakın da içeri gireyim” dedim. Bana, “Şimdi değil, fakat nasıl olsa oraya gireceksin” dediler.
Kendilerine, ‘Gecenin başından beri şaşırtıcı şeyler gördüm. Bu görmüş olduğum şeyler nelerdir?” dedim. Bana; “Şimdi sana onları anlatacağız” deyip sözlerine şöyle devam ettiler:
“Taş vurularak başı parçalanan adam, Kur’an’ı öğrenip sonra ihmal etmiş ve farz namazlanının kılınacağı vakitlerde uyuyan insandır.
Avurtları, burnu ve gözleri ensesine kadar yırtılırken yanına vardığın adam da, yalan bir söz söyleyip de yalanı kulaktan kulağa her tarafa yayılan kimsedir. Fırın gibi bir yapı içinde çıplak olarak gördüğün erkekler ve kadınlar zina işlemiş olan kimselerdir. Nehirde yüzdükten sonra ağzına taş tıkılırken gördüğün adam da faiz yiyen kimsedir. Çevresinde dolandığı ateşi tutuştururken görmüş olduğun çirkin görüntülü adam da, cehennem bekçisi Mâlik’tir.

Yeşil bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim (a.s.), etrafında bulunan çocuklar da İslâm fıtratı üzere ölen çocuklardır “(Berkânî’nin rivayetine göre son cümle “İslâm fıtratı üzerine doğmuş bulunan tüm çocuklardır.” şeklindedir).
Orada bulunan Müslümanlardan birisi, “Ya Resülallah, müşriklerin çocukları da var mı?” diye sordular. Rasülullah (s.a.) bu soruya “Evet, müşriklerin çocukları da” diye cevap verdi.
Bir yanları güzel ve bir yanları çirkin olarak gördüğün kimseler de: hem iyi, hem kötü amel işleyen kimselerdir. Allah onların kötülüklerini bağışlamıştır.” (Buharî ve Müslim rivayet etmişlerdir).

Yine Buharî’nin naklettiği rivayete göre Rasülullah (s.a.) “Bu gece rüyamda iki adam gördüm, beni alıp mukaddes bir yere yücelttiler” diye başlayarak yukarıdaki sözlerini söyledi ve sonra şöyle devam etti: “Bir süre yürüdükten sonra alt tarafı geniş, üst tarafı dar, fırın ırhsı bir yapının yanına geldik. Alt tarafında ateş yanıyordu. Alevler yükselince içerdeki insanlar da alevlerle birlikte yükseliyor ve neredeyse dışarıya tırlayacak gibi oluyordu. Alevler hafifleyince de içindekiler aşağıya doğru iniyorlardı. İçerde çıplak erkek ve kadınlar vardı.”
Yine bir rivayete göre; Rasülullah şöyle buyuruyor: “Bir süre sonra içinde kan akan bir nehrin yanına vardık. (Bu rivayete göre Râvi nehirde kan aktığını kesin bir ifade ile belirtiyor). Nehrin ortasında bir adam duruyordu. Nehrin kenarında da önünde taşlar yığılmış bir başka adam vardı. Nehirdeki adam yüzüp kenara çıkmaya yöneldi. Fakat adam çıkmak isteyince kenarda bulunan adam ağzına taş atarak onu geri çevirdi. Nehirdeki adamın çıkmak üzere bir kenara yaklaşması sırasında kenarda duran adam ağzına taş atıyor, o da yine nehre dönüyordu.
Yine bir rivayete göre hadisin bir yerinde Rasülullah (s.a.) şöyle buyuruyor: “Avurtlarının yırtıldığını görmüş olduğum adam, bir yalancıdır. Yalan bir söz söyler, bu yalanı her tarafa yayılır. Kıyamet gününe kadar ona bu ceza uygulanır” dediler.
Yine bir rivayette şöyle zikredilmektedir: “Yanımdakiler bana başına taşla vurulup başı parçalanırken gördüğüm adam, bir yalancıdır. Yalan bir söz söyler, bu yalanı her tarafa yayılır. Kıyamet gününe kadar ona bu ceza uygulanır.

Yine bu rivayette şöyle zikredilmektedir: “Yanımdakiler bana, başına taşla vurulup başı parçalanırken gördüğüm adam, Allah’ın kendisine Kur’an öğrenmeyi nasip etmesine rağmen geceleri uykuya dalan ve gündüzler de Kur’an’a göre amel etmeyen insandır. Kıyamet gününe kadar ona bu ceza uygulanır. İlk girdiğin ev, sıradan mü’minlerin yurdudur. Şu ev, şehitlerin yurdudur. Ben Cebrail, bu da Mikâil’dir. Başını yukarı çevir dediler. Başımı kaldırdım, üstünde bulut gibi bir şey duruyordu. Yanımdakiler, “0 senin konağındır” dediler. Kendilerine, “Bırakın da konağa gireyim” dedim. Bana, “Henüz yaşanmamış ömrün var, ömrünü tamamlayınca konağına gelirsin” dediler. (Müslim rivayet etmiştir).
Hadisimiz şu hükümleri ihtiva etmektedir: Kur’an’ı öğrenip, sonra tembelliğinden, onunla ilgilenmediğinden, onu unutan kişi azap görecektir. Kur’an unutulmamalı ve onun emirleri yerine getirilip yasaklarından kaçınılmalıdır.
Namaz kılma hususunda tembel davranarak namazı terkeden kişilere şiddetli tehditler yöneltilmiştir.
Bir kısım ilimler, namaz kılmayanın hapsedilmesinin gerektiğini söylemişlerdir. Efendimiz de, “Namaz dinin direğidir, gözümün nurudur, kişi ile küfür arasında perdedir” buyurmuşlardır.

Yalan sözü dinleyip onu başkalarına anlatan kişi, avurtları, burnu ve gözleri ensesine kadar yırtılan şahıs şeklinde gösterilmiştir.
Zina ve faiz haramdır. Faizin azı da, Çoğu da haramdır. İnsanlar meşru kılınan alışveriş, hibe, sadaka, miras, vakıf gibi yollarla başkalarının malını elde edebilirler. Rabbimiz’de “Batıl yollarla birbirinizin mallarını yemeyin” emrini buyurmuştur.
Zina, aile yuvasını darmadağın eden, toplumu uçuruma sürükleyen ve gelecekte sağlam bir nesil yetişiterememenin kanseridir. Zinakâr toplumların geleceği parlak değildir.

Hadisimiz, Efendimizin ve şehitlerin Allah katındaki derecelerine de işaret etmektedir. Allah dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltır. Emirlerine sarılan, yasaklarından kaçınanları yüceltir, diğerlerini ise rezil ve rüsva eder.

Cehennem azap yeri, cennetin de nimetler diyarı olduğu haktır ve bunda şüphe yoktur. Efendimiz, ahiret ahvalinin çoğunu Allah’ın izni ile görmüş ve gezmiştir. Bu Allah’ın bir lütfudur. Allah’ın dilemediği konuda Rasülullah’da tıpkı diğer insanlar gibidir. Gaybı bilmez, ahiretten haber veremez. Perde aralanınca Allah’ın izniyle bunları söylemiştir. Zira o ne söylese Allah’ın vahyi ile söyler.

Ebu Hüreyre’den (r.a.) gelen rivayete göre şöyle demiştir:
Rasülullah’ı (a.s.m) şöyle buyururken işittim:
- “Nübüvvetten yalnız mübeşşirat kalmıştır. Ashab:
- Mübeşşirat nedir? (Ya Rasülallah) Rasülullah (s.a.):
- ‘Salih rüyadır” buyurdu. (Buharî rivayet etmiştir).

Rasülullah’ın (s.a.) vefatıyla vahiy kesilmiştir. Bundan sonra olacak şeyleri bilmek ancak müjdeler iledir. O da salih rüyadır. Bir takım rüyalar vardır ki, Allah (c.c.) onunla mümin kimseyi, hayır ve şerden meydana gelecek olaylara muttali kılar. Ancak bu rüyalar müjde şeklinde değilde, korkuya da neden olur. Rüyaya “mübeşşirt” yani “müjdeleyiciler” demesi galip olan manaya göredir. Allah (c.c.) mü’mine korkutucu rüya göstererek, aklını başına almasını sağlar. Bu da sadık rüyadır.
Ebu Hüreyreden (r.a.) rivayet edilmiştir: Nebî (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Ahir zaman yaklaştığı zaman, mü’minin rüyası hemen hemen yalan çıkmaz. Mü’minin rüyası nübüvvetin kırkaltı kısmından bir bölümdür.” (Buharî ve Müslim rivayet etmişlerdir).
Başka rivayette: “Rüyası en doğru olan, en doğru sözlü olanınızdır”
denilmiştir.

Hadisteki “ahir zaman yaklaştığı zaman” sözü Tıybî’ye göre üç şekilde izah edilmiştir.
1. Gündüz ve gece birbirine müsavi olduğu zaman.
2. Dünyanın ömrü sona erdiği zaman.
3. Seneler aylar gibi, aylar haftalar gibi, haftalar günler gibi, günler saatler gibi geçtiği zamandır.
Bu görüşlerden en doğrusu ikincisidir. Tıybî şu hadisi delil getirir. “Ahir zamanda mü’minin rüyası hemen hemen yanılmaz” Suyutî de bunu teyid etmiştir. Çünkü bu zamanda ilimin çoğu eksilir. Dinî işaretler kaybolur. İnsanlar bu devrede hatırlatıcıya ihtiyaç duyarlar. Nitekim, önceki kavimler de peygamberlere ihtiyaç duyarlar. Rasülullah (s.a.) peygamberlerin sonuncusu olduğu için rüyayı saliha ile bu ihtiyaç giderilmiştir.
Arif İbni Ebi Hamza; “Mü’min o zaman garib olur. Ünsiyeti azalır rüyayı saliha ile ikram olunur” der.
Mühelleb şöyle demiştir:

Peygamberlerin rüyası gerçektir. Mü’minlerin rüyasının da doğru olması kuvvetli bir görüştür. Kafirlerin ve fasıkların rüyasının yalan olması daha muhtemeldir. Çünkü şeytan, mü’minlerin kaiplerine nüfuz edemez, ama kâfir ve fasıkların kalplerine tesir eder.
“Rüya, nübüvvetin 46’da biridir” sözünün mânsı şudur:
“Rasülullah’ın (s.a.) nübüvvetinin ilk 6 ayı salih rüya idi.” Rüyası sabah aydınlığı gibi idi. Nübüvvetin süresi 23 senedir. Böylece rüya nübüvvetin 46 cüzünden bir cüz sayılmıştır. (Rahiku’l-Mahtüm Mübarekfüri, s. 75).
Ebu Hüreyre’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:

Rasülullah (s.a.): “Beni rüyasında gören kimse, uyanıkken de beni görecektir veya sanki beni uyanıkken görmüş gibidir. Şeytan benim şeklime bürünemez” buyurdu. (Buharî ve Müslim rivayet etmişlerdir).
Hadisteki “Beni rüyasında gören kimse, uyanıkken de beni görecektir” cümlesini Şeyh Ekmeleddin, Meşrik şerhinde şöyle açıklamıştır:
“Bu söz gaibten haber vermektir. Bu rüyada Rasülullah’ı (s.a.) gören kimsenin kıyamet günü onu gözleriyle göreceğine dair, müjde vardır. Hadisin teyul budur” demiştir. Ancak bu hadisin yorumu, görmenin kıyamette değil de dünyada hayır ve salah sahibi olması gibi bir manaya gelmesine de aykırı değildir.

Rasülullah’ı (s.a.) rüyasında ancak kalbinde ona muhabbet besleyen ve onun hidayetine tabi olan görür.
Rasülullah’ı (s.a.) rüyada görmek haktır. Hayal kabilinden değildir. Çünkü şeytan Nebî’nin (s.a.) şekline giremez.

Şeytanın şekline giremeyeceği kimse sadece Nebî (s.a.) midir? Bazıları şöyle demiştir. “Allah’ı (c.c.) görmek, peygamberleri, melekleri (a.s.), güneş, ay, yıldızlar, yağmur yüklü bulutları görmek gerçektir. Şeytan bunlardan hiçbirinin şekline giremez.”
Muhakktler ise bu temessül sadece Nebî’ye (s.a.) mahsustur, diyerek, bu hususta şu görüşleri açıkladılar:
Nebî’nin (s.a.) risletinin makamı ve halkı Hakk’a davet etmesinin gereği, Hakk’ın sıfatları ve isimleri, hüküm ve yetki bakımından onda
daha zhirdir Bunlar Hidayet sıfatı, Hadi ismıdır. Rasulullah (s.a.), Hadî isminin sureti ve Hâdi sıfatının zuhür ettiği kimsedir. Şeytan ise Mudill ve Zahir isimlerinin zahir olduğu kimsedir. Allah (c.c.), Nebî’yi (s.a.) hidayet için yaratmıştır. Şayet İblis’in, Nebi’nin (s.a.) şekline girmesi caiz olsaydı, Hakk’ın izhar ettiği her şeye ve hidayet dilediği kimseye gösterdiği her mile güven sarsılmış olurdu. Bundan dolayı Allah (c.c.) şeytanın, Nebi’nin (s.a.) süretine girmesini engellemiştir.

Ancak, Allah (c.c.), Azamet ve Celâl bakımından daha büyük olmasına rağmen, şeytanın bir kavmi sapıtırken “Ben Allah’ım” demesiyle, Hakk’ın süretine girmesinden men etmedi. O kavim de hakkı gördüklerini ve hitabını işittiklerini zannettiler. Oysa her aklı selim sahibi, Hak Tealâ’nın şeklinin imkansız olduğunu bilir. Bu yüzden İblis’in süretinin, Hakk’ın süretine benzemesi söz konusu değildir. Nebi’nin (s.a.) sureti ise belli ve meşhurdur. Hakk’ın saptırması ve hidayet etmesi muktezası gereğidir. Nebi (s.a.) ise sadece hidayet vasfıyla mukayyettir. Bunun için onun suretine şeytanın girmesi, Allah’ın hidyetini murad ettiği kimseye Nebi’nin (s.a.) hidayet kaynağı olması ve ona güvenin devam etmesi için men edilmiştir.

“Rüyasında Nebi’yi (s.a.) gören, onu kıyamette görecektir’ diyenlere göre: Bunlar, kıyamette Rasülullah’ı (s.a.) bizzat gözleriyle göreceklerdir. Ancak bu rü’yet, Allah’ın (c.c.) bazı asi mü’minleri cezalandırması ve bu esnada Nebi’yi (s.a.) bir müddet görememeleri bu görüşe aykırı değildir.

İbni Tin: “Bundan murad, ona, hayatında görmediği halde İman eden, mutlaka ölmeden önce onu aydınlık halinde rüyasında göreceği, onun için bir müjdedir” demiştir.

Bazı âlimler de: “Bu hadisteki ifade, zâhiri manaya göredir. Onu rüyasında gören kimse mutlaka onu baş gözleriyle yakaza halinde görecektir” demişlerdir. Bazı slihlerden, onu rüyada gördükten sonra bizzat gözleriyle onu gördükleri nakledilmiştir. Hatta ona korktukları bir takım şeylerden sormuşlar, onları kurtuluşa yöneltmiş ve sonra gerçekten haber verdiği şey doğru çıkmıştı. Bu evliyanın kermetlerindeki bir nevidir. Bu çeşit kerametlerin vuküunu imam Gazzâlî, İbn Arabî ve İbn Abdü’sSelam açıklamışlardır.
Ebu Saîd el-Hudrî’den (r.a.) rivayete göre, Nebî’yi (s.a.) şöyle söylerken işitmiştir:

“Sizden biriniz sevdiği bir rüya görürse, bu ancak Allah’tandır. Allah’a (c.c.) hamdetsin. Ve onu anlatsın. Bir başka rivayette; “Ancak sevdiği kimseye anlatsın” şekliyle geçmiştir. Eğer çirkin bir şey görürse, şeytandandır. Şerrinden Allah’a sığınsın, onu kimseye söylemesin. Çünkü o rüya ona zarar vermez” (Buhrî ve Müslim rivayet etmişlerdir).

İnsan güzel rüya gördüğü zaman, onu Allah’a (c.c.) izafe ederek, kendisini sevindiren bir şey gösterdiği için O’na hamdetmesi lâzımdır.
Hadis, nimetlerin meydana gelmesi ve iyiliklerin çoğalması anında hamd ile taleb etmeyi, çünkü bu nimet ve iyiliklerin devamının ancak hamd ile sağlanacağını beyan etmektedir. Bu güzel rüyayı anlatmasında bir beis yoktur. İnsanı iyimserliğe götürür. Çünkü bu iyimserlik matlubtur.
kötü rüya gören kimsenin onu şeytana izafe etmesi doğru bir harekettir. Bu kötü rüyayı anlatmaması gerekir. Aksi takdirde uğursuzluğa sebeb olur. Bu da nehyedilmiştir. Bu durumda Allah (c.c.) sığınması ve O’na güvenmesi halinde onun zararından emin olmuş olur.
Çirkin rüya gördüğü zaman, okuyacağı dua hakkında Sa’d b. Mansur, İbn Şeybe Abdur-Rezzak’ın sahih senelerle İbrahim en-Nehâî’den şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
“Sizden biriniz rüyasında çirkin bir şey görürse uyandıktan sonra şöyle desin: “Allah’ın melekleri ve peygamberlerin sığındığı dua ile bu rüyanın şerrinden, dinimde ve dünyamda çirkin gördüğüm şeyin isabetinden Allah’a sığınırım.

 

“En sadık rüya, seherlerde görülen rüyadır.”

“En doğru rüya, gündüzleyin görülen rüyadır. Çünkü Aflah bana vahyi gündüz tahsis etmiştir.”

Rüya, yorumlanacağı şekilde vaki olur. Bu tıpkı ayağını yerden kaldırıp da ne zaman (onu tekrar) yere bırakacağını bekleyen bir adamın haline benzer. Onun için, biriniz rüya gördüğü zaman onu ancak öğüt veren bir adama yahut bir lime anlatsın ve ona yorumlatsın.”

“Uykuda yeşillik Cennet ve mutluluğa, süt fıtrata, gemi kurtuluşa, yük taşıma hüzüne, kadın görme hayra, ip görme dinde sebata dellet eder. Ben bağlamaktan nefret ederim.”

“Salih kimse tarafından görülen güzel rüya, Nübüvvetin kırk altı parçasından bir parçadır.”

Rüya, bir kuşun ayağında asılıdır! (Sahibi onu anlatmadığı müddetçe) Sahibi onu anlatınca düşüverir. Onun için sen onu ancak bir alime, yahut öğüt verene, ya da akıllı kişiye anlat (başkasına değil) Salih bir rüya, nübüvvetin kırkaltı parçasından bir parçadır.”

“Mü’minin sevindiği rüya, nübüvvetin kırkaltı parçasından bir parçadır. Kim böyle bir rüya görürse herkese anlatsın, hem de sevinerek. Kim bundan başka (sevilmedik) bir rüya görürse 0 şeytandır. Üç kere soluna türürsün, süküt etsin ve onu hiç kimseye anlatmasın.”

“Güzel rüya bir müjdedir. Onu Müslüman (olan) görür veya kendisine gösterilir.”

“Salih (iyi) rüya Allah’tan, (kötü) rüya ise şeytandandır. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, uyan ınca üç kere soluna tükürsün! Sonra onun şerrinden Allah’a sığınsın. Çünkü (böyle yaparsa) ona bir zarar veremez.”

Rüya altıdır: Kadın (görmek) hayra, deve korkuya, süt (slm) fıtratına, yeşillik Cennete, gemi kurtuluşa, hurma rızka dellet eder.”

“Kim iyi rüya görürse Allah’a hamd etsin, şükretsin: Kim kötü rüya görürse, Allah’a sığınsın, onu kimseye anlatmasın. Çünkü o, ona bir zarar veremez.”

1Z0-144   , NS0-157   , 70-332   , 352-001   , M2090-744   , IIA-CIA-PART3   , IIA-CIA-PART2   , 700-501   , CCA-500   , C_TAW12_731   , 70-981   , 640-911   , 642-732   , 70-466   , PEGACSA71V1   , EX300   , 70-483   , CISSP   , 70-533   , VCP550   , 350-050   , 500-260   , JK0-022   , CAP   , MB2-708   , OG0-093   , 220-802   , PMI-001   , 200-120   , 98-365   , 1Z0-803   , 1Z0-809   , 599-01   , CQA   , 640-916   , C_TERP10_66   , 200-120   , CQA   , 70-532   , 70-480   , 101-400   , EX300   , MB2-704   , 70-332   , 70-411   , PMI-RMP   , 000-080   , MB2-707   , CBAP   , 600-460   , MB2-707   , 70-417   , 000-105   , MB2-708   , 70-347   , 400-051   , 352-001   , 70-410   , CAS-002   , 1Z0-144   , 70-332   , 70-462   , OG0-093   , N10-006   , 200-120   , NS0-157   , JK0-022   , NS0-506   , 700-037   , MB5-705   , ITILFND   , JN0-102   , 2V0-621   , NS0-506   , 70-697   , 117-202   , CISM   , 700-260   , NSE7   , 1Z0-809   , 300-209   , 700-037   , NS0-157   , 350-029   , 070-346   , 102-400   , JK0-022   , 000-017   , 220-901   , JN0-332   , 700-037   , 1V0-603   , NSE4   , 500-260   , 156-215-77   , 640-911   , 599-01   , M70-101   , 70-981   , 000-106   , 1Z0-068   , 70-466   , 1Z0-470   , 70-463   , 000-105   , MB6-703   , PK0-003   , 700-037   , N10-006   , 70-981   , 300-101   , 350-050   , M2090-744   , 300-135   , 400-201   , 70-980   , CQE   , VCP550D   , c2010-652   , 599-01   , EX300   , VCP550D   , 70-346   , NS0-506   , 350-030   , SSCP   , 70-178   , 810-401    | E10-002    | MB7-701    | 1Z0-144    | 98-368    | 640-554    | JN0-102    | 810-401    | MB2-703    | 700-201    | M70-301    | 9L0-012    | C_TAW12_731    | CISSP    | 1z0-414    | 70-680    | 70-534    | 70-461    | 70-534    | 70-463    | 400-051    | 300-115    | 210-451    | 312-49v8    | C_TAW12_731    | E20-026    | 350-018    | C2180-410    | HP0-A113    | 220-801    | P2090-739    | 700-501    | CTFL_001    |

TemaFabrika