Korumalı VPS Sunucular

Sitemize Hoşgeldiniz - Bugün

Şuanda 35 Kategoride 1781 İçerik Bulunuyor.

Korumalı Sunucular

Rüya İle Hayat Arasındaki Esrarengiz Bağ

Ana Sayfa » Rüya İle Hayat Arasındaki Esrarengiz Bağ

Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur: “Salih rüya, peygamberlikten olan kırk altı parçadan bir parçadır.”
Bu da bir inkişaftır ki, ancak perdenin kalpten yırtılmasıyla meydana gelir. Bu sırra binaen ancak salih ve sadık bir kimsenin rüyasına güvenilir. Yalanı çoğalan bir kimsenin rüyası doğru olamaz. Fesad ve günahı çoğalan bir kimsenin kalbi kararır. Binaenaleyh onun gördüğü karışık rüyalardır. Bu sırra binaen Resülüllah (s.a.v.) uyku için abdestlenmeyi emir buyurdu. Ta ki insan tahir olarak uyusun. Bu, batının tahareline de işarettir. Binaenaleyh o, asıldır. Zahirin tahareti ise, onu tamamlayıcısı ve tekmile erdiricisidir. Batın kalb gözünde gelecekte olanlar inkişaf eder. Nitekim Mekke’ye girmek, rüya aleminde, Resülullah’a inkişaf etti. Ta ki, şu ayet nazil oldu: “And olsun ki, Allah gerçekten peygamberine o rüyayı hak olarak doğru gösterdi.” (Feth: 27).

İnsanoğlu, delalet eden rüyalardan halî kalmaz. O rüyaları doğru olarak bulur. Rüya ve uyku aleminde gaybı bilmek, Cenab-ı Hakkın sanatının acaibliklerinden, Ademoğlunun fıtratının garaibliklerindendir. Bu meleküt aleminin varlığına delalet eden delillerin en açlığındandır. Halbuki halk tabakası, kalb ve alemin diğer acaibliklerinden gafil oldukları gibi, bundan da gafildirler! Rüyanın hakikatinde söz söylemek mükaşefe ilminin inceliklerindendir.

Fakat burada zikredilmesi mümkün olan miktar, sana maksadı anlatan bir misaldir. O misal de kalbin misali, kendisinde bir çok suretler ve emirlerin hakikatleri görünen aynanın misali olduğunu Cenab-ı Hakkın alemin yaradılışının başlangıcından sonuna kadar takdir buyurduğu herşeyin yazılmış ve Cenab-ı Hak tarafından yaradılmış bir mahlükta (defterde) tesbit edilmiş ki, o mahlüka Kur’an’da varid olduğu gibi, bazen ‘Levh-i Mahfuz”, bazen “Açıklayıcı Kitab”, bazen da “Açıklayıcı imam” denilmektedir. Binaenaleyh alemde cereyan etmiş ve edecek her şey, levhde yazılmıştır. Şu gözle görülmeyen bir bakış o levhin üzerine nakşedilmiştir. Sakın sanma ki 0 levh ağaçtan veya demir veya kemiktendir, kağıttan veya deridendir. Belki uygunu; kesinlikle anlamış olasın ki, Cenab-ı Hakkın levhi, halkın levhine, Cenab-ı Hakkın kitabı da halkın kitabına benzemez. Nitekim Cenab-ı Hakkın zât ve sıfatlarının halkın zât ve sıfatlarına benzemediği gibi… Eğer ona, fehmine yaklaştırıcı bir misal taleb ediyorsan, bil ki, takdirlerin levhe tesbiti, Kur’an kelime ve harflerinin, hâfızın dimağında ve kalbinde tesbitine benzer. Çünkü Kur’an orada yazılıdır. Öyle ki, hafız, Kur’an’ı okuduğu zaman, sanki, Kur’an’a bakıyor da okuyor. Halbuki eğer hâfızın dimağını parça parça kontrol edersen, orada Kur’an harflerinden bir harfi dahi göremezsin. Orada ne görünen bir hat, ne de müşahede edilen bir harf vardır. İşte bu tarzadan, Cenab-ı Hakkın takdir ettiği her şeyi Levh’de nakşetmez mânsını anlaman gerekir. Misalde, levh, içinde suretler beliren bir ayna gibidir. Eğer aynanın karşısına başka bir ayna konursa, aralarında perde gerilmez, o aynanın sureti şu aynada da görünecektir. Binaenaleyh kalb, ummi resimlerini kabul eden bir aynadır. Levh, ilim resimlerinin aynasıdır. O resimlerin hepsi onda mevcuttur. Kalbin şehvetleri ve hasaların istekleriyle meşgul olması, kalb ile melek aleminden olan levhin mütelea edilmesi arasında gerilen bir perdedir. Eğer şu perdeyi sallayıp kaldıran bir rüzgar eserse, kalbin aynasında çakan şimşek gibi meleküt leminden birşey parlayacaktır. Bu parlayan bazen sabit kalıp devam eder. Bazen de devam etmez. Devam etmemesi, daha galiptir. Kişi uyanık oldukça o, havaslar tarafından mülk ve şehadet leminden kendisine gerilen nesnelerle meşguldür. Uykunun mansı; hassâların kişi üzerinde sükünete kavuşması ve mülk leminden herhangi bir şeyi alıp kalbe getirmemesi demektir. Binaenaleyh kalb bundan ve hayalden kurtulduğunda, cevherinde de safi olduğunda, onunla “Levhül-mahfuz” arasındaki perde kalkar. Böylece kalbe; ‘levhül-mahfuz”da olan nesnelerden bir şey girer. Nitekim aralarında perde kalktığında bir aynadan diğer aynaya suret geçtiği gibi…

Uyku, ancak hayalin dışında diğer havasları çatışmaktan men edicidir. Fakat hayhalt ise çalışmasından ve hareketinden men edemez. Binaenaleyh kalbe düşeni hayal derhal kapar. Onu ona yakın bir misal ile aksettirir. Hayal edenler ezberlemede başkasından daha kuvvetli olurlar. Böylece hayal ezberde kalır. İnsan uyandığında hayalden başkasını hatırlamaz. Binaenaleyh muabbir (tabirci) bir kimse, şu hayale bakmaya ve manalardan hangisini hikaye ettiğini dikkate almaya muhtaçtır. Binaenaleyh hayal edilen nesne ile manalar arasındaki uygunluk vasıtasıyla manalara dönüp bakacaktır. Bunun misalleri, tabir ilmine bakan bir kimsenin nezinde açıktır. Sana bir misal kafi gelir. O misal de şudur:

Birisi (meşhur muabbir) İbni Sirin (r.a.)’den sordu:
- Rüyamda gördüm ki, sanki elimde bir mühür vardır. O mühürle erkeklerin ağızlarını, kadınların da tenasül uzuvlarını mühürlüyorum.
İbni Sirîn (bu rüyanın tabirinde):
- Sen müezzinsin. Ramazan-ı sun, deyince adam:
- Doğru söylersin! dedi.
Dikkat buyur ki, mührün ruhu menetmek demektir. Zaten bunun için de mühür kastolunur. Kalbde ancak kişinin hali “Levhul-Mahfuz ”da olduğu gibi keşfolunur. O da ezniyle insanları yemek ve içmekten menedici olmasıdır. Fakat hayal mana ruhunu terennüm eden hayal suretle mühürlenme anında meydana gelen mene ülfet verdi.

Hafızda da ancak hayali suret kalıyor. İşte bu, acaiblikleri sayılmayacak kadar çok olan rüya ilminin denizinden azıck bir nebzedir. Rüya ilmi nasıl böyle olmayacaktır. Halbuki uyku ölümün kardeşidir. Ölüm de şaşılacak hallerden sadece biridir. Uykunun böyle olmasının sebebi şudur: Uyku ölüme, gayb aleminin yüzünden perdeyi kaldırmakta tesir eden zaif bir yönden benziyor. Hatta uyuyan bir kimse gelecek zamanda olacağı bilir olmuştur. Acaba perdeyi yırtan ve perdeyi tamamen kaldıran ölümü nasıl görürsün? Öyle ki insan nefesi kesildiği anda, geşerifte sabahtan evvel ezan okuyor cikmeksizin, nefsini azablar, rezaletler ve felaketlerle sarılı görür bundan Allah’a sığınıyoruz veya daimi’ bir nimet, sonsuz ve büyük bir mülke çevrili olarak görür. Bu manzara anında şaktlereperde kaiktığı anda denir:
“Bugünden gafletteidin. Şimdi senden (gaflet) perdeni açtık. Artık bugün gözün keskindir. (Gerçeği görüyorsun).” (Kaf: 22).
Yine ona denir ki: “Bu azab da mı sihirdir? (Yoksa dünyada gerçekleri görmediğiniz gibi) anlamıyor musunuz? Girin oraya! (Cehenneme!). İster azbına sabredin. İster etmeyin. Artık hepsi bir… Hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.” (Tür: 15-16).
“Kim ki beni rüyada görürse, muhakkak beni hak olarak görmüştür (yani hakikatimi görmüştür). Çünkü şeytan benim şeklime giremez.”
Hz. Ömer (r.a.) buyurdu: “Resülüllah’ı rüyamda gördüm. Baktım ki bana bakmıyor. Sordum:
- Ey Allah’ın Resülü! Benim durumum nedir ki, bana bakmıyorsun?
Bunun üzerine bana bakıp buyurdu:
- Sen oruçlu olduğun halde hanımını öpen değil misin?
Hz. Ömer der ki:
- Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allah’a yemin ederim ki, artık oruçlu olduğum halde hiç bir zaman hanımımı öpmeyeceğim.”
Hz. Abbas (r.a.) buyurdu: “Ben Ömer’e dost bir kimse idim. Onu rüyamda görmek istedim. Onu ancak ölümünden bir sene geçtikten sonra
gördüm. Baktım ki, alnındaki terleri silerek diyordu:
- İşte şu an, boşaldığım zamandır. Nerdeyse benim tahtım sarsılacaktı. Eğer Rabbime Raüf ve Rahim olduğu halde mülki olmasaydım.”
Hasan bin Ali (r.a.) buyurdu: “Babam Hz. Ali (r.a.) bana dedi ki:
Resülüllah (s.a.v.) bu gece rüyamda bana göründü. Ve kendisinden sordum:
- Ey Allah’ın Resülü! Senin ümmetinden nedir çektiğim?
Resülüllah buyurdu:
- Onlara beddua et!
Binaenaleyh ben de şöyle dedim:
- Yarab! Beni onlardan daha hayırlı olana ulaştır, onları da benden daha şerli olana kavuştur!.. Bunun üzerine Hz. Ali sabah namazına çıktı. Hz. Ali’yi, İbni Mülcem vurup şehid etti.
Meşayihtan biri buyurdu: “Resülullah’ı (s.a.v.) rüyamda görüp sordum:
- Ey Allah’ın Resülü! Benim için af taleb et!
Bunun üzerine Resülullah benden yüz çevirdi. Bu manzara karşısında dedim ki:
- Ey Allah’ın Resülü! Uyeyne’nin oğlu Süfyan, Münkedir’in oğlu Muhammed’den, o da Abdullah’ın oğlu Cbir’den rivayet ettiler ki, senden istenilen herhangi bir şeye karşılık “Hayır” dememişsin.
Bunun üzerine Resülüllah bana yönelip buyurdu:
- Allah seni affetsin!
Abdülmuttalib’in oğlu Hz. Abbas’tan rivayet ediyor: “Ben Ebu Leheb’in kardeşi ve ondan ayrılmış arkadaşı idim. Ebu Leheb öldüğünde ve Allah onun hakkında (Tebbet) süresiyle hükmünü söylediğinde onun için kardeşlikten ötürü üzüldüm. Onun durumu beni ilgilendirdi. Binaenaleyh Cenab-ı Haktan bir sene onu rüya leminde bana göstermesini diledim. Onu gördüm! Ateş saçıp yanıyordu. Halini sordum. Cevab olarak dedi ki:
- Cehenneme azb içerisinde yardım. Azab benden hafiflemez. Bana istirahat vermez. Ancak bütün gün ve geceler arasında sadece pazartesi gecesi hafifleşiyor.
Dedim ki:
- Bunun sebebi nedir?
Dedi ki:
- O gecede Hz. Muhammed (s.a.v.) doğdu. Bana bir cariyecik geldi. Amine htunun Muhammed’i doğurup dünyaya getirdiğini müjdeledi. Ben de bununla sevindim. Ve onun doğumuna sevinerek bir cariyemi zd ettim. Bundan dolayı Cen.b-ı Hak, her Pazartesi gecesinde benden azbı kaldırma mükfatı verdi.”

Zeyd’in oğlu Abdülvahid (tabiTndendir) buyurdu: “Hac niyetiyle evimden çıktım. Bir kişi bana arkadaşlık yaptı. 0 kişi kalkarken, otururken, dururken salvat-ı şerTfe getiriyordu. Ondan bunun hikmetini sordum. Dedi ki: Sana hikmetini haber vereyim. Ilk defa Mekke’ye doğru yola çıktım. Babam beraberimdeydi. Yola devam ederken bir konakta uyuduk. Uyku halindeyken birisi bana gelip dedi ki:
- Kalk! Allah senin babanı öldürüp yüzünü kararttı!

Korku ve dehşet içerisinde uyandım. Babamın yüzünü açarken baktım ki, yüzü simsiyah kesilmiş bir ölü… Bundan dolayı dehşete kapıldım.
Ben bu üzüntü içerisindeyken gözüm bana galebe edip uyudum. Baktım ki, babamın başıcunda dört siyah kimse duruyor. Ellerinde demirden direkler… 0 anda iki yeşil elbiseye bürünmüş güzel yüzlü birisi çıkageldi. Ve onlara:
- Uzaklaşınız! dedi.
Onlar uzaklaştıktan sonra babamın yüzünü eliyle sıvazlad,. Sonra bana gelip:
- Kalk! Allah babanın yüzünü beyzJatt’ dedi.
Bunun üzerine sordum:
- Anam ve babam sana feda olsun! Sen kimsin?
Cevap olarak:
- Ben Hz. Muhammed’im! dedi.
Kalkıp babamın yüzünü açtım. Baktım ki bembeyaz. Bu hdiseden sonra Resülullah’a salat ü selam getirmeyi bırakmadım.” Ömer bin Abdülaziz’den rivayet ediliyor: “Resülüllah (s.a.v.)’i rüyamda gördüm. Yanında Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer oturuyorlardı. Selam verip oturdum. Ben otururken baktım ki, Ali (r.a.) ile Muaviye getirildiler. Bir eve girdiler. Üzerlerine kapı kapandı. Ben de bakıyordum. Kısa bir zaman sonra Ali (r.a.) çıktı. Şöyle diyordu:
- Kâbe’nin Rabbine yemin ederim, hüküm lehimde verildi! Kısa bir zaman sonra Muaviye, Ali’nin arkasından çıktı. Şöyle diyordu:
- Kâbe’nin Rabbına yemin olsun affolundum.
Bu rüya, Hz. Hüseyin’in öldürülmesinden önceydi. Arkadaşları bu rüyayı inkar ettiklerinden (yani ürperdiklerinden) İbni Abbas rüyasını şöyle açıkladı: “Resülüllah’ı (s.a.v.) gördüm. Beraberinde bir şişe kan vardı, buyurdular:
- Bilmez misin, ümmetim benden sonra ne işledi? Oğlum Hüseyin’i öldürdüler. Bu onun ve arkadaşlarının kanıdır. Allah’ın huzuruna götürüyorum.”
Bu rüyadan yirmi dört gün sonra haber geldi ki, Ibni Abbas’ın rüya gördüğü günde Hz. Hüseyin öldürülmüştür.
Ebu Bekir Sıddık (r.a.) rüyada görüldü ve kendisinden soruldu:
- Sen daima lisanın hakkında, “Beni bütün tehlikelere sokan budur” diyordum. Acaba allah sana ne gibi bir muamele yaptı?
Buyurdu:
- Ben o lisanımla “La ilhe illallah” dediğim için beni cennete vardırdı.

1Z0-144   , NS0-157   , 70-332   , 352-001   , M2090-744   , IIA-CIA-PART3   , IIA-CIA-PART2   , 700-501   , CCA-500   , C_TAW12_731   , 70-981   , 640-911   , 642-732   , 70-466   , PEGACSA71V1   , EX300   , 70-483   , CISSP   , 70-533   , VCP550   , 350-050   , 500-260   , JK0-022   , CAP   , MB2-708   , OG0-093   , 220-802   , PMI-001   , 200-120   , 98-365   , 1Z0-803   , 1Z0-809   , 599-01   , CQA   , 640-916   , C_TERP10_66   , 200-120   , CQA   , 70-532   , 70-480   , 101-400   , EX300   , MB2-704   , 70-332   , 70-411   , PMI-RMP   , 000-080   , MB2-707   , CBAP   , 600-460   , MB2-707   , 70-417   , 000-105   , MB2-708   , 70-347   , 400-051   , 352-001   , 70-410   , CAS-002   , 1Z0-144   , 70-332   , 70-462   , OG0-093   , N10-006   , 200-120   , NS0-157   , JK0-022   , NS0-506   , 700-037   , MB5-705   , ITILFND   , JN0-102   , 2V0-621   , NS0-506   , 70-697   , 117-202   , CISM   , 700-260   , NSE7   , 1Z0-809   , 300-209   , 700-037   , NS0-157   , 350-029   , 070-346   , 102-400   , JK0-022   , 000-017   , 220-901   , JN0-332   , 700-037   , 1V0-603   , NSE4   , 500-260   , 156-215-77   , 640-911   , 599-01   , M70-101   , 70-981   , 000-106   , 1Z0-068   , 70-466   , 1Z0-470   , 70-463   , 000-105   , MB6-703   , PK0-003   , 700-037   , N10-006   , 70-981   , 300-101   , 350-050   , M2090-744   , 300-135   , 400-201   , 70-980   , CQE   , VCP550D   , c2010-652   , 599-01   , EX300   , VCP550D   , 70-346   , NS0-506   , 350-030   , SSCP   , 70-178   , 810-401    | E10-002    | MB7-701    | 1Z0-144    | 98-368    | 640-554    | JN0-102    | 810-401    | MB2-703    | 700-201    | M70-301    | 9L0-012    | C_TAW12_731    | CISSP    | 1z0-414    | 70-680    | 70-534    | 70-461    | 70-534    | 70-463    | 400-051    | 300-115    | 210-451    | 312-49v8    | C_TAW12_731    | E20-026    | 350-018    | C2180-410    | HP0-A113    | 220-801    | P2090-739    | 700-501    | CTFL_001    |

TemaFabrika